Zana Aksoy’a özgürlük istedi

11 Mayıs 2011 Çarşamba 17:25

Zana Aksoy’a özgürlük istedi

 
Emek Demokrasi ve Özgürlük Bloğu adayları Batman, Bingöl ve Silvan’da yürüttükleri seçim çalışmalarında halkın yoğun ilgisi ile karşılandı.

Yüzlerce araçlık konvoyla Silvan’ın girişinde karşılanan Leyla Zana, yaptığı konuşmada Cumhurbaşkanı Gül’e seslenerek cezaevindeki hasta tutukluların bir an önce serbest bırakılmasını istedi. Zana görme engelli ve kanser hastası olan Hediye Aksoy’un durumuna dikkat çekerek, “Eğer bu hasta tutuklular cezaevlerinde ölürse bunun hesabını kimse veremez” ifadesini kullandı. Van’da ise yarın yapılacak seçim bürosuna katılım çağrısı yapıldı.

SİLVAN

Emek Demokrasi Özgürlük Bloğu adayı Leyla Zana, seçim bölgesi Silvan’da 2 seçim bürosu açtı. Diyarbakır’da BDP Eşbaşkan Yardımcısı Meral Danış Beştaş ve Silvan Belediye Başkanı Fadıl Erdede ile ilçeye doğru yola çıkan Zana, 8 kilometre mesafede bulunan Yolarası (Kurte) köyünde yüzlerce araçlık konvoyla karşılandı. Buradan sayıları her geçen dakika artan konvoyla Zana ve beraberindekiler yola devam ederken, geçilen köylerden yola çıkan yurttaşlar, okuldan çıkan öğrenciler herkes zafer işaretleriyle konvoyu selamladı. İlçe merkezinde Cami Mahallesi’nde açılışı yapılacak olan seçim bürosunun önüne gelen konvoydaki araçlardan inen Zana ve beraberindekileri çoğunluğunu kadınların oluşturduğu binlerce kişi karşıladı.

İlk seçim bürosunun açılışının yapılmasının ardından binlerce kişi ikinci seçim bürosunu açmak için Gazi Caddesi’ne doğru yürüyüşe geçti. “Bijî serok Apo”, “PKK halktır halk burada”, “Şehîd namirin” sloganlarıyla devam eden yürüyüşte sarı kırmızı yeşil renk cümbüşü dikkat çekti. Seçim bürosu önüne gelen kitleye ilk olarak hitap eden Beştaş, Kürt sorununda acil olan 4 talebi dile getirdi. Silvan halkının geçmişten bu güne özgürlük için ayakta olduğunu kaydeden Danış, “Biz özgürlük, demokrasi ve özerk bir Kürdistan için buradayız. AKP artık Kürdistan’da oy alamayacağını biliyor. Daha önce söylediği yalanları unutmaya başladı. Kürt açılımı var diyordu. Şimdi ise Kürt sorunu yok diyor” diye konuştu. Ardından özellikle kadınların yoğun sevgi gösterileriyle söz alan Zana, “Ben size özgürlüğün müjdesini getirdim” diye başladığı konuşmasının devamında, “30 yıl içinde sadece Silvan’da 600 faili meçhul cinayet işlendi. Eğer onlar şimdi yaşamış olsaydı aramızda olacaklardı” diye konuştu.

‘Hediye Aksoy’u cezaevinde hangi vicdan bırakıyor’

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’e seslenen Zana, cezaevindeki hasta tutukluların bir an önce serbest bırakılmasını istedi. Zana, “Dünyanın hiçbir ülkesinde hasta tutuklular cezaevinde kalmaz. İki gözü kör alan kanser hastası Hediye Aksoy’u cezaevinde hangi vicdan bırakıyor. Eğer o hastalar cezaevlerinde ölürse bunun hesabını kimse veremez. Onların hepsi halkımızın bağrında yer aldı. Artık insanlarımız zindanlarda ölmesin” şeklinde konuştu. Son olarak AKP’nin bütün sorunları seçim sonrasına ertelemesinide eleştiren Zana, “Sorunların çözümünün geciktirilmesine bir saat tahammülümüz bile yok” dedi. Konuşmaların ardından Zana kadınlarla birlikte seçim bürosunun kurdelesini keserek açılış yaptı. Zana ve beraberindekiler daha sonra bir esnafın magazasının açılışına katılırken orada buluna esnafı ziyaret ederek onların sorunlarını dinledi.

BİNGÖL

Emek Demokrasi ve Özgürlük Bloğu Bingöl Bağımsız Milletvekili Adayı İdris Baluken, BDP PM Üyesi Ahmet Yıldırım ile birlikte Bingöl Muhtarlar Derneği’ni ziyaret etti. Muhtarların sorunlarını dinleyen Baluken, Bingöl’ün hem ticari hayatını hem de sanayi hayatını ve halkın ulaşım problemlerini rahatlatmaya yönelik bir hava alanı projesinin olduğunu ancak AKP hükümetinin Türkiye’nin diğer önemli sorunları da olduğu gibi bu konuda da adım atmadığını söyledi. İnönü ve Kültür Mahallesi’nin büyük bir bölümünün 1971 yılındaki depremden sonra yapılan konutlardan oluştuğunu ifade eden Baluken, “Bu konutların çoğunun 2003 depreminde ciddi şekilde etkilendiğini biliyoruz. Ve bunların yıkılıp, yerine yeni konutların, sosyal alanların, alışveriş merkezlerinin yapılacağından, bazı kentsel dönüşüm politikalardan bahsedildi. Ve bütün bunların 2011 yılına kadar bitirileceği konusunda beyanatlar verildi. Ama bugüne kadar bu mahallelerimizde herhangi bir çalışmanın yapılmadığını görüyoruz” dedi. Bingöl’de 30 yılı aşkındır sürdürülen savaştan ötürü sanayi ve tarımın sıfır noktasına geldiğini dile getiren Baluken, belediye hizmetlerinin de hangi aşamada olduğunu anlatmaya gerek bile olmadığını belirtti.

Muhtarlar Derneği üyesi Abdullah Butaku’nun ilkeli ve doğru siyaset yaptığını söyledi. Dört dönemdir muhtarlık yaptığını anlatan Butaku, “Her gelen sorunları çözeceğini söyledi ama çözmedi. Her seçim öncesi sorunların giderilmesi konusunda verilen sözler yerine getirilmiyor. Mirzan, Yeşilyurt, Kültür, Kaleönü Mahallesi başta olmak üzere bütün mahallelerimizde büyük altyapı sorunları var. Şehirde asfalt oranı yüzde 30 ama yüzde 75-80 olması gerekiyor. Size başarılar diliyorum. İnsanları kandıran bir siyaset yerine ilkeli siyasetin olmasını istiyoruz” dedi.

BATMAN

Emek Demokrasi ve Özgürlük Bloğu Batman Bağımsız Milletvekili Adayı Bengi Yıldız, seçim çalışmaları kapsamında Kozluk ve Bekirhan’da seçim irtibat bürosu ve seçim lokali açılışı gerçekleştirdi. Yıldız ve beraberindeki Batman Belediye Başkanvekili Serhat Temel, BDP Batman İl Eş Başkanları Saadet Becerikli ve Şehmus Aslan ile BDP Kozluk İlçe ve Bekirhan Belde Belediye başkanlarının yanı sıra çok sayıda BDP’li yöneticinin ilk durağı Bekirhan Beldesi oldu. Binlerce kişi tarafından karşılanan Yıldız burada kısa bir konuşma yaptı. Yıldız’ın konuşmasının ardından Bekirhan Beldesi’nde tanınan ve kalabalık bir nüfusa sahip olan 3 aile AKP üyeliğinden istifa ederek BDP’yi destekleyeceklerini duyurdu. Bunun üzerine seçim bürosu açılışına katılan binlerce kişi büyük bir coşku ile “Oylar namustur, namus satılmaz” sloganları eşliğinde ilçe seçim bürosunun açılışını yaptı.

Açılışın ardından Batman’ın Kozluk İlçesi’ne hareket eden Yıldız’a yüzlerce araç eşlik etti. İlçe girişinde binlerce kişi tarafından karşılanan Yıldız, daha sonra ilçe merkezinde bulunan seçim bürosuna doğru hareket etti. İlçe merkezinde toplanan binlerce kişinin sevgi gösterileri ile karşılanan Yıldız seçim bürosu önünde kısa bir konuşma yaptı. Türkiye’nin tüm oylarına talip olan bir parti olduklarını vurgulayan Yıldız, bu bakımdan Batman’da 270 bin oy olduğunu ve bu oyların hepsine talep olduklarını söyledi. Türkiye’nin gerçek partisinin Barış ve Demokrasi Partisi olduğunu söyleyen Yıldız, “AKP Batman Milletvekili Adayı Mehmet Şimşek, İngiltere ve Fransa’da büyümüş biri. Seçim öncesi hiçbir zaman Batman’a uğramamış. Şimdi nasıl oluyor da Batman’dan oy istiyor. AKP yalancı ve hilekar bir partidir. Bir yandan askeri ve siyasi operasyonları devam ettiren faşist AKP hükümeti bir yandan da bölgede BDP’nin seçmenine baskı uyguluyor. Televizyonlara çıkıp BDP’yi suçluyor. AKP adayları tank ve toplarla, emniyet ve vali ile birlikte seçim çalışmaları yürütüyor” dedi. AKP’nin devletin tüm imkanları ile seçim çalışmalarını yürütürken kendilerinin ise halkın öz gücü ile seçim çalışması yürüttüğüne dikkat çeken Yıldız, ” Bu nasıl adalettir? Bu nedenle halkın oylarına sahip çıkması gerekiyor. Oy namustur!” diye kaydetti. Konuşmasının ardından alkış ve sloganlar eşliğinde seçim lokali açıldı.

Yıldız ve beraberindekiler seçim bürosu açılışının ardından yüzlerce araçlık konvoyun eşliğinde yaptıkları şehir turunun ardından ilçeden ayrılarak Batman’a doğru hareket etti.

VAN

Emek, Demokrasi ve Özgürlük Bloğu Van bağımsız milletvekili adayları seçim startını, seçim bürosunun açılışıyla verecek. 12 Mayıs’ta merkezi seçim bürosu açılmasının ardından yoğun bir şekilde çalışmaların başlayacağını belirten BDP Van İl Örgütü Eş Başkanı Cüneyt Caniş, yıllardır kirli bir savaş yaşandığını, ancak Kürtlerin demokratik çözümde ısrarlı olduklarını dile getirdi. Çözüm ısrarlarının devam ettiğini ve önümüzdeki günlerde de mücadelenin yükselerek devam edeceğini ifade eden Caniş, “Tüm halkımızı Emek, Demokrasi ve Özgülük Bloğu adaylarına destek vermek için seçim bürosunu açmak üzere yarın 12.00’da Feqiyê Teyran Parkı’na bekliyoruz” dedi.

DİHA

Gül’ün Leyla Zana korkusu!

22 Nisan 2011 Cuma 11:06

Gül’ün Leyla Zana korkusu!

 
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün Leyla Zana’yla ilgili endişeleri Wikileaks belgeleriyle ortaya çıktı.

Yüksek Seçim Kurulu’nun veto kararı sonrası Türkiye’nin gündemine oturan eski DEP’li Leyla Zana’nın öyküsü Wikileaks belgelerine girdi. Taraf’ın yayımladığı belgelere göre, Zana’nın Türkiye’de yasaklı olduğu dönemde Avrupa’da gördüğü itibarın Türkiye yansımaları endişe verici. Endişeleri dile getiren isim ise Cumhurbaşkanı Abdullah Gü: ” Zana davası bizim için büyük başağrısı. Kararı değiştirtemedik. Nobel’den endişeliyiz.”

Eski DEP’li Leyla Zana on yedi yıl sonra yeniden Meclis yolunda. 6 Kasım 1991’de, o yemini Meclis kürsüsünden “Türk ve Kürt halklarının kardeşliğe adına” diyerek Kürtçe tamamlayan Zana, beş Kürt vekil arkadaşıyla birlikte, 3 Mart 1994’te, ABD’de yaptığı bir konuşma yüzünden dokunulmazlığının kaldırılması sonrasında, uzun süre zorunlu olarak, son dönemde de kendi tercihiyle siyasetten uzak durdu.

Zana, 8 Aralık 1994’te PKK üyeliği suçundan on beş yıl mahkûmiyet aldı, on yıl hapis yattı, 2003’te Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin kararı gereği Ankara DGM’de yeniden yargılandı, on dört duruşma ardından mahkûmiyeti aynen onaylandı ama bu sürenin üçte ikisini yattığı için, Haziran 2004’te tahliye edildi.

Zana daha sonra 2007’de Diyarbakır’daki Nevruz etkinliğinde, Mesud Barzani, Celal Talabani ve Abdullah Öcalan’dan “Kürtlerin üç lideri var, bu üç lidere minnet borçluyuz” diye söz edince, bu kez “terör örgütü propagandası” suçundan iki yıla mahkûm oldu. Ayrıca, çeşitli tarihlerde yaptığı dokuz ayrı konuşma nedeniyle seçme-seçilme ehliyetinden ve siyasi haklarından mahrum bırakıldı.

İşte şimdi değişen bu… Şimdi, Kürt hareketinin dağa çıkmak yerine, dağdakileri indirmenin yolunu siyasette aramayı seçen bir üyesi, parlamentoya dönüyor. Yüksek Seçim Kurulu’nun engeli dün akşam aşıldı; sandıkta da beklenen olursa, 12 haziran sonrasında oluşacak yeni Meclis’in sıralarında, 1961 Silvan doğumlu ve henüz on dört yaşında, Diyarbakır Belediye Başkanı Mehdi Zana’yla evlendiğinde, bu topraklardaki Kürt mücadelesinin en tanınmış çehrelerinden biri olma yolunda ilk adımı attığını muhtemelen bilmeyen Leyla Zana da oturacak.

Bu tanınmışlık Türkiye ile sınırlı değil. 1995’te Avrupa Parlamentosu Andrei Sakharov Düşünce Özgürlüğü Ödülü’nü alan Leyla Zana’nın son on yedi yılda yaşadıkları, Batı’daki insan hakları gözlemcilerince yakından takip edildi. Avrupa Birliği gibi ABD de, Zana’nın siyasi hikâyesinde Türkiye’nin Kürt meselesinin izdüşümünü gördü; bu hikâyenin her aşamasını merkezlerine rapor eden ABD’li diplomatlar, Zana’nın fikirlerini eleştirdiklerinde bile, o fikirleri ifade hakkını savunan telgraflar kaleme aldılar. “WikiLeaks Türkiye Belgeleri”nde bugün, “Leyla Zana Kriptoları”ndan bir derleme sunuyoruz.

DÜNYAYININ GÖZÜ DGM’DE

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi 2001’de, eski milletvekilleri Leyla Zana, Hatip Dicle, Selim Sadak ve Orhan Doğan hakkında 1994’te verilen on beş yıllık mahkûmiyet kararının âdil bir yargılama sonunda alınmadığına hükmetti. O sırada yedi yıldır hapiste olan dört Kürt siyasetçinin, AİHM kararı gereği yeniden yargılanmalarına ise ancak 28 Mart 2003’te, Ankara Devlet Güvenlik Mahkemesi’nde başlandı. Aynı gün ABD’nin Ankara Büyükelçiliği Siyasi Müsteşar Vekili Nicholas S. Kass, Washington’a gönderdiği “KİŞİYE ÖZEL” telgrafın başlığını “Leyla Zana’nın Yeniden Yargılandığı Dava Başlıyor, Mahkeme Tahliye Talebini Reddediyor” koydu. İlk duruşmayı anlatan telgraf, “tarihî” diye nitelendirdiği davaya ilişkin olarak şu izlenimleri aktardı:

TIKA BASA DOLU DURUŞMA

Yeniden açılan dava, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin kararları uyarınca bir Türk mahkemesinde yeniden yargılama yapılmasını mümkün kılan AB reformu kapsamında izin verilen ilk dava oluyor. Eski milletvekilleri 1994’te tartışmalı bir davada, yasadışı örgüt (PKK) üyeliğinden mahkûm edilmişlerdi.

Mahkeme salonu tamamen doluydu, iki Büyükelçilik (ABD Büyükelçiliği kastediliyor) yetkilisine ilâveten, izleyiciler arasında şunlar da vardı:

‘Sanıkların yakınları; Türk ve uluslararası Kürt hakları/insan hakları savunucuları; Almanya, Danimarka ve AB’den diplomatlar; Meclis İnsan Hakları Komitesi’nin Başkanı ve Başkan Yardımcısı. Savunma avukatlarının başı olan Yusuf Alataş, Siyasi Müsteşar’a 300’den fazla avukatın davaya müdâhil olmak istediğini söyledi ama o, duruşma salonunda gerilimi azaltmak ve gözlemcilere daha fazla yer kalmasını sağlamak için sadece 25’ini kabul etmişti.’ Duruşma salonunun içinde ve dışında yoğun polis ve asker mevcudiyeti vardı ama görünür bir gerginlik yoktu.

BÖYLE YORUMLADILAR

Telgrafın devamında sanıkların mahkemede yaptıkları ilk savunmalara yer veren Kass, sondaki “YORUM” bölümünde ise şunları yazdı:

Bu dava yakından takip edilecektir –özellikle de Türk hükümetinin insan hakları reformlarının samimiyetini sınamak isteyen AB gözlemcileri tarafından. Mahkemenin, sanıkları tahliye etmeyi ya da yeni bir mahkem başkanı atamayı reddetmesi, beraat yönünde olumlu işaret vermiyor. Aynı zamanda, Türk hükümeti de Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin, hapisteki PKK lideri Abdullah Öcalan’ın âdil biçimde yargılanmadığı yönündeki son kararıyla sarsılmış bir halde (Referans A– Bu belge telgraf metninde yer almıyor) ve bu davada azami ölçüde iyi huylu davranma baskısı altında. Türkiye’nin yabancı dostlarını sağlı sollu kendinden uzaklaştırır gibi göründüğü bir zamanda, Türk hükümeti adlî hokkabazlık algılaması yaratmayı göze alamaz.

MAHKEME ÖNYARGILI

ABD’nin Ankara Büyükelçiliği’ni yukarıdaki satırlardan dört buçuk ay sonra, 15 Ağustos 2003 tarihinde gönderdiği “KİŞİYE ÖZEL” telgrafın başlığı ise “Leyla Zana’nın Avukatı Mahkemeyi Önyargılı Olmakla Suçluyor.” Siyasi Müsteşar John Kunstadter’in kaleme aldığı telgraf, ABD’li (ve Avrupalı) diplomatların Zana ve arkadaşlarının davasına nasıl baktıkları konusunda şüpheye yer bırakmıyor. Telgrafın başındaki “ÖZET” bölümü şöyle:

Leyla Zana ve diğer üç eski Kürt milletvekilinin davasına katılan savunma avukatlarının başı, mahkemeyi sanıkları tutuksuz yargılanmak üzere tahliye etmeyi ve savunmanın tanıkların dinlenmesi konusundaki taleplerini sürekli reddettiği için önyargılı olmakla suçladı.