Ceylan’ın yeni filmi Cannes’da

14 Nisan 2011 Perşembe 15:51

Ceylan’ın yeni filmi Cannes’da

 
64. Cannes Film Festivalinde yarışacak filmler açıklandı. Paris’te Intercontinental Otel’de düzenlenen basın toplantısında yapılan açıklamaya göre, yönetmen Nuri Bilge Ceylan’ın son filmi “Bir Zamanlar Anadolu” da festivalin yarışma bölümünde yarışacak.

Festival organizatörleri, ünlü yönetmenler Terrence Malick’in “Tree of Life” ve Pedro Almodovar’ın “The Skin I Live In” filmlerinin de yarışacak 19 film arasında olduğunu söyledi.

Festivalde Altın Palmiye için yarışacak filmlerden biri de Danimarkalı ünlü yönetmen Lars Von Trier’in “Melankoli”. Belçikalı Dardenne kardeşlerin “Set Me Free” filmi de Altın Palmiye adaylarından.

Nuri Bilge Ceylan’ın Yılmaz Erdoğan ve Taner Birsel’in başrollerde yer aldığı filminin çekimleri Keskin’de yapıldı. Bosna Hersek ve Türkiye ortak yapımı olan ve Eurimages tarafından desteklenen film, bir doktor ve bir savcının 12 saatlik gerilimli hikayesini anlatıyor.

Ceylan, 2008 yılında “Üç Maymun” filmiyle en iyi yönetmen ödülünü kazanmıştı.

Festival, ünlü Amerikalı yönetmen Woody Allen’ın, “Midnight in Paris” isimli filminin yarışma dışı gösterimiyle 11 Mayıs’ta açılacak.

Bu yılki festivalin jüri başkanlığını Robert de Niro yapıyor. Festival, 22 Mayıs’ta sona erecek.

‘Bêrîvan’a izin vermediler!

15 Nisan 2011 Cuma 09:03

‘Bêrîvan’a izin vermediler!

 
Yönetmen Aydın Orak’ın ‘Bir Başkaldırış Destanı: Bêrîvan ’ isimli filmi Kültür ve Turizm Bakanlığı’na takıldı.

Filmin yönetmeni Aydın Orak, bu ay sonunda vizyona sokmayı planladıkları film için 20 gün önce bakanlığa eser işletme belgesi için başvurduklarını, ancak başvurularının reddedildiğini açıkladı. Filmi Türkiye’de gösterme olanaklarının kalmadığını belirten Orak, henüz bu kararın gerekçesini bilmediklerini aktardı.

İstanbul Film Festival kapsamında çarşamba günü gösterilen film, 1992 yılında Cirze’de yaşanan kanlı Newroz’u anlatıyor. Kutlamalar sırasında 17 yaşındaki Bêrîvan Cizre başından hiç çıkarmadığı kefiyesiyle kalabalığa öncülük ederek simge haline gelmişti. 17 kişinin hayatını kaybettiği çatışmalarda Bêrîvan da yaralanmıştı.

Devlet Tiyatroları topun ağzında

15 Nisan 2011 Cuma 09:07

Devlet Tiyatroları topun ağzında

 
Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay, Devlet Tiyatroları’nın kapatlıarak, masraflarının özel tiyatrolara aktarılabileceğini açıkladı.

Zaman zaman Devlet Tiyatroları’na ilişkin gündeme getirilen ‘kapatılsın mı’ tartışmaları yeniden alevleniyor. Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay, Başbakan Tayyip Erdoğan’ın kızı Sümeyye Erdoğan’ın tiyatro salonunu terk etmesiyle sonuçlanan olayı yorumlarken, devletin sanata, sivil toplumun üzerinden destek vermesini daha faydalı bulduğunu söyledi.

Günay: Çalışma var

‘Söz Sende’ programında önceki gün Balçiçek İlter’in sorularını yanıtlayan Günay, “Devlet hala bu kurumu taşımak zorunda mıdır? Bugünkü Türkiye’de devletin kadrolu sanatçısı olması gerekir mi? Bunu bütünüyle özel kurumlara terk etsek harcadığımız cari gideri doğrudan sivil toplumun bu organizayonlarına mı versek?” diye sordu ve ekledi: ”Devletin memura değil sanata kaynak ayıracağı projeler çerçevesinde çalışıyoruz. Yılda 100 milyon TL cari masraflar var oysa 50 milyon TL’yi özel tiyatrolara dağıtsak her yer tiyatro sahnesi olur.”

Günay dün akşam makamındaki bir kabul sırasında da “O zaman memur sanatçı olmayacak mı?” yönündeki soru üzerine de “Bunları çalışıyoruz sadece. Vardığımız bir sonuç yok” yanıtını verdi.

‘Yanlış anlaşıldım’

Öte yandan Devlet Tiyatroları (DT) Sanatçısı Tolga Tuncer, Sümeyye Erdoğan’ın terk ettiği oyunla ilgili yazılı açıklama yaptı. Tuncer açıklamasında şöyle dedi: “Her oynayışımda seyircilerle göz teması kurup oyunun içine çekebilmek için mimik, vücut dili gibi temel unsurları sürekli kullandım. Anladığım kadarıyla böyle bir oynayış biçiminin yarattığı algılama, amacından farklı biçimde değerlendirilmiştir. İnteraktif sahnenin akışında bir seyircinin sakız çiğnemesini kullanarak yaptığım nüktenin kıyafetle bağdaştırılması benim için üzüntü kaynağı olmuştur. Sürçülisan ettiysek affola. RADİKAL

‘Diyarbakır Belgesel Film Günleri’ başlıyor

15 Nisan 2011 Cuma 12:00

‘Diyarbakır Belgesel Film Günleri’ başlıyor

 
Kayapınar Belediyesi’nin organize ettiği ve 26 belgesel ile birlikte 40 kısa ve uzun metrajlı filmin gösterileceği “Diyarbakır Belgesel Film Günleri” 18 Nisan’da başlıyor.

DİYARBAKIR – Kayapınar Belediyesi tarafından Ocak ayından bu yana hazırlıkları sürdürülen “Diyarbakır Belgesel Film Günleri” 18 Nisan’da başlayacak. 24 Nisan’a kadar devam edecek film günlerinin yarışma bölümüne 70’i aşkın belgesel film başvuru yaptı. Ön değerlendirme jürisi tarafından yarışma bölümünde gösterilmek üzere 14 film seçildi. Gösterim bölümünde ise 26 belgesel ile 40 film gösterilecek.

Yurttaşların ücretsiz olarak film izleyebilecekleri etkinliklerde, Âlin Taşçıyan, Yeşim Ustaoğlu, Ahmet Soner, Hicri İzgören, Sırrı Süreyya Önder, Thomas Balkenhol ve Özkan Küçük”ten oluşan jüri üyeleri ve filmin yönetmenlerinin katılacağı gösterimlerin ardından yönetmenlerle film üzerine söyleşiler de gerçekleştirilecek. Yarışma jürisi tarafından seçilecek olan üç filme, kapanış etkinliğinde çeşitli ödüller de verilecek.

‘Belgesel filmler geçmişimizle yüzleşmemizi sağlıyor’

Diyarbakır Belgesel film Günleri etkinlikleri kapsamında Diyarbakır halkıyla buluşacaklarını belirten Kayapınar Belediye Başkan Vekili Mahmut Dağ, kentte kültürel, sanatsal ve eğitsel çalışmalar kapsamında önümüzdeki yıllarda daha büyük organizasyonlar ile yurttaşları buluşturmayı hedeflediklerini söyledi. Dağ, bu amaçla “Diyarbakır Belgesel Film Günleri” etkinliklerini her yıl geleneksel olarak düzenlemeyi hedeflediklerini belirtti. “Diyarbakır Belgesel Film Günleri”nin genç sinemacıların yetişmesine katkı sunacağına inandığını belirten Dağ, “Diyarbakır Belgesel Film Günleri’nin genç sinemacıların yetişmesine katkı sağlayacağına inanıyorum. Ülkemiz çok ağır sosyal sorunlar yaşamaktadır. Belgesel filmler, toplumsal sorunları irdeleyerek geçmişimizle yüzleşmemizi sağlamakta, toplumsal sorunlara duyarlılığı artırmaktadır. Bu amaçla da belgesel film gösterimleri sinema salonları dışında, demokratik çözüm çadırlarında da gerçekleştirmeyi hedefliyoruz. Filmamed jürisine, filmleriyle etkinliğimize katkı sunan tüm belgesel sinemacılara ve Diyarbakır halkına teşekkürlerimizi sunuyor, iyi seyirler diliyorum ” dedi.

Yarışma Bölümünde gösterilecek filmler;

“Kahpe Devran”, Yönetmen Cahit Çeçen, 20 dk., “Miraz”, Yönetmen Rodi Yüzbaşı, 50 dk, “12 Eylül Adaleti -2 /Cezaevleri” Yönetmen Cahit Akçam, 80 dk, “Jiaru (Ziyaret)”, Yönetmen Ozan Munzur, 13 dk, “İki Tutam Saç” (Dersim’in Kayıp Kızları), Yönetmen Nezahat Gündoğan, 58 dk, “Ölücanlar”, Yönetmen Murat Özçelik, 90 dk, “Bê Wetan”, Yönetmen M.Hadi Sümer – Halil Fırat Yazar, 44 dk, “Taşlaşan Vicdanlar”, Yönetmen Cenk Örtülü – Zeynel Koç, 41 dk, “Halepçe” , Yönetmen Akram Hidou (Ekrem Heydo), 72 dk. “Bedensiz Ruhlar”, Yönetmen Sabite Kaya, 68 dk, “Selahattin’in İstanbul’u”, Yönetmen Sibel Voskay, 29 dk, “Dayê Dibê Aşitî”, Yönetmen Aziz Çapkurt, 46 dk, “Bölge”, Yönetmen Güliz Sağlam-Feryal Saygılı, 40 dk, “2 Temmuz”, Yönetmen Aynur Özbakır, 35 dk.

Ayrıca yarışma dışı olan 26 film de gösterime girecek. Gösterime girecek olan filmler;

“Em Kurd in”, Yönetmen Curd Stahn-Sepp Paratismussen, 83 dk. , “Diyarbakır-Hukukçuluğumdan Utanıyorum”, Yönetmen Karaman Yavuz, 89 dk.”Seyid-Hakikat Yolunda”, Yönetmen Özkan Küçük, 72 dk., Bertîj, Yönetmen Caner Canerik, 90 dk., “Evdalê Zeynikê”, Yönetmen Bülent Gündüz, 72 dk., “İstanbul Tınıları”, Yönetmen Yüksel Yavuz, 58 dk., “Kırmızı Kalem, Yönetmen Özgür Fındık, 72 dk., “Av û Av Perî”, Yönetmen Hayri Erdoğan, 47 dk., “Mamak’da”, Yönetmen Sezgin Türk, 74 dk., “Pippa’ya Mektubum”, Yönetmen Bingöl Elmas,60 dk., “Yola Düştük”, Yönetmen Sine-Yol Kolektifi, 60 dk., “Bajar”, Yönetmen Ali Kemal Çınar, 20 dk., “Ofsayt”, Yönetmen Reyan Tuvi, 51dk., “Qalê Marê”, Yönetmen Hamid Ghavami, 21dk., “Sînor û Mirin”, Yönetmen Ubeydullah Hakan , Abdurrahman Gök, 56 dk., “Eyvah Babam Emekli Oldu”, Yönetmen Bilgi Diren Güneş, 8 dk., “Babam Tarih Yapıyor”, Yönetmen Haydar Demirtaş, 30 dk., “Trakya’nın Kara Günleri”, Yönetmen Nazım Alpman, 35 dk., “Life in Limbo(Araf)”, Yönetmen Sakae Ishikawa 40 dk., “Otopsi” Yönetmen Ahmet Soner, 45 dk., “Cambaz”, Yönetmen Cegerxwîn Sinema Atölyesi, 25 dk., “Bir Adım Ötesi…”, Yönetmen Tülin Dağ, 44 dk., “Limanların Uğultusu”, Yönetmen Aynur Özbakır, 34 dk., “Toz”, Yönetmen Petra Holzer, Selçuk Erzurumlu, Ethem Özgüven, 36 dk., “Mükellef” , Yönetmen Elif Ergezen, 27 dk. DİHA

‘Bana Bak Baba’ festival yolcusu

16 Nisan 2011 Cumartesi 13:52

‘Bana Bak Baba’ festival yolcusu

 
“Bana Bak Baba” adlı kısa film, Cannes Film Festivali Short Film Corner bölümüne katılmaya hak kazandı.

İZMİR – Yönetmenliğini Sibel Yiğittekin’in yaptığı “Bana Bak Baba” isimli kısa film, Cannes Film Festivali Short Film Corner bölümüne katılmaya hak kazandı. İlk sinematografik çalışmasıyla Cannes tarafından kabul edilerek başarısını kanıtlayan Yiğittekin, gelecek vadeden yönetmenler arasına girmiş oldu. Yiğittekin, “Bana Bak Baba” filminde, 10 yaşlarındaki bir çocuğun, yalnız yaşadığı babasıyla arasındaki ilgi noksanlığını dramatik bir üslupla işliyor. Filmde baba, çocuğunu sevdiği halde ilgisini daha çok tutkuyla bağlı olduğu güvercinlere gösteriyor. Bunun üzerine çocuğun yaşadığı yalnızlık duygusu giderek tehlikeli bir hale dönüşüyor. Yalnızlık duygusunun gerçekliğindeki gibi diyalogların yer almadığı film, yönetmenin sinematografik açıdan başarısını gösteriyor.

Yiğittekin, 11 Ekim 2007’de Diyarbakır’da yaşamını yitiren ünlü Kürt edebiyatçı Mehmed Uzun’u konu alan bir belgesel de çekmişti. “On Yedinci Fotoğraf” adlı belgesel film, üç dilde çekilmişti. DİHA

Pamuk “Independent”in listesinde

12 Nisan 2011 Salı 12:43

Pamuk “Independent”in listesinde

Orhan Pamuk “Independent” ödülü için Santiago Roncagliolo, Alberto Barrera Tyszka, Per Patterson, Jenny Erpenbeck ve Marcelo Figueras gibi isimlerle çekişiyor.

Independent Yabancı Roman ödülü İngiliz “The Independent” gazetesi tarafından İngiltere’de çevrilen çağdaş romanlara veriliyor. Nobel ödüllü Orhan Pamuk, konusu İstanbul’da bir yasak aşk olan “Masumiyet Müzesi” adlı romanı ile yarışıyor.

Pamuk’un 2006 yılında Nobel edebiyat ödülünü almasının ardından yazdığı ilk roman olan “Masumiyet Müzesi”, zengin Kemal’in fakir akrabası tezgahtar Füsun’a olan aşkını anlatıyor.

“Masumiyet Müzesi” 10 bin sterlinlik (yaklaşık 25 bin TL) ödül yarışmasının finalinde daha önce de ödüller kazanmış romanlarla yarışacak. Diğer finalistler arasında Perulu yazar Santiago Roncagliolo’nun daha önce İspanya’nın Alfaguara ödülünü kazanan “Kızıl Nisan” adlı romanı da bulunuyor.

Roman küçük bir Latin Amerika kasabasında işlenen vahşi bir cinayeti konu alıyor. Venezuelalı yazar ve şair Alberto Barrera Tyszka’nın Herralde ödülünü kazandığı “Hastalık” adlı romanı da finalistler arasında bulunuyor.

Independent ödülünü daha önce kazanan Per Petterson ise “Zaman Nehrini Lanetliyorum” adlı romanıyla yarışıyor.

Daha önce Pamuk’un yanı sıra Milan Kundera ve Paul Verhaegen gibi isimlerin kazandığı ödül, çevrilmiş en iyi çağdaş romana veriliyor ve yazar ile çevirmen arasında paylaştırılıyor. Bu yılın galibi 26 mayısta açıklanacak.

Hayata kadın gözüyle bakmak!

12 Nisan 2011 Salı 14:23

Hayata kadın gözüyle bakmak!

Anadolu Hayat Emeklilik tarafından bu yıl beşincisi düzenlenen ‘Kadın Gözüyle Hayattan Kareler’ sonuçlandı. Yarışmanın birincisi, ‘Kadının Özgürlük Çabası’ adlı fotoğrafıyla Ece Polen Erciyas oldu

Farklı şehirlerden amatör ve profesyonel olarak fotoğrafla uğraşan 1434 kadının katıldığı ve 6 bin 454 fotoğrafın yer aldığı yarışmada ikincilik ödülüne ‘Apocalypto’ adlı fotoğrafıyla Ayşe Hayta, üçüncülük ödülünüyse ‘İsimsiz’ adlı fotoğrafıyla Ebru Çınar layık görüldü.

Arel Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Dekanı Prof. Güler Ertan, fotoğraf sanatçıları Aramis Kalay, Laleper Aytek, Timurtaş Onan ve Anadolu Hayat Emeklilik İletişim Müşaviri Nihan Güney’den oluşan jüri tarafından değerlendirilen kareler arasında 41’i seçildi. Fotoğrafçılar dikkatlerini kadının hayat boyu başa çıkmak zorunda oldukları engellere, çocuklara, göçerlere yöneltmişti.

Anadolu Hayat Emeklilik Gözüyle Hayattan Kareler ’11 yarışmasında dereceye giren ve sergilenmeye değer bulunan toplam 44 eser, 5-29 Mayıs tarihlerinde İstanbul Tepe Nautilus Alışveriş Merkezi’nde sergilenecek.

61085

Ayşe Hayta Apocalypto (İkinci)

61086

Sultan Erdem – Ben, Annem, Anneannem


Ece Polen Erciyas – Kadının Özgürlük Çabası (Birinci)


Ebru Çınar (Üçüncü)

// <![CDATA[// <![CDATA[
var tmp;
tmp = document.getElementById("news_content").getElementsByTagName("a");
for(i=0; i

Pirtûka dema tarîtiyê ‘Jiyana bi mirinê re’

Pirtûka dema tarîtiyê ‘Jiyana bi mirinê re’
 
 
Ji ber ku di wan salan de hêzeke rêxistinkirî nebû zîhniyeta înkarger jî hepsên xwe li gorî dilê xwe bezand. ‘Jiyana bi mirinê re’ salên 1990’î û mamosteyên rastî pêkutiyên dewletê hatine vedibêje

11/04/2011
 

Yek ji nivîskarên pirtûka ‘Jiyana bi mirinê re’ ku jiyana mamosteyên ku di salên 1990’î da rastî pêkutiyan hatine Haydar Kiliçoglu diyar kir ku tevgera kedê ku di salên 1990’î de bû hêzeke rêxistinkirî ji ber vê yekê bi kuştinên kiryar nediyar, binçavkirin û girtinan ve hate xwestin ku bê bêdengkirin.
Kiliçoglu got ku li gel vê jî di saya wan hevalên wan yên ku bi rûyên xwe yên ken li asîmanan li wan dinêrin têkoşîna sendîkayê hê jî didome.
Serokê Egîtîm Sen’a Amedê yê berê Haydar Kiliçoglu, Nîgar Ademyilmaz û Şukran Yeşîl jiyana mamosteyên ku di salên 1990’î de di binçavan, girtîgehan û li kolanan de hatine qetilkirin di pirtûka ‘Jiyana bi mirinê re’ de kom kirin.
Di pirtûkê de der barê têkoşîna Egîtîm Senê ya ku rastî pêkutiyên dewletê ya sîstematîk hatiye û kesên ku jiyana xwe ji dest dane de agahî tê dayîn û demeke tarîtî tê ronîkirin.
Der barê têkoşîna sendîkayan de haydar Kiliçoglu agahî da û got ku bi taybetî di navbera salên 1990-2000’î de kuştinên kiryar nediyar gelek qewimîne û lê bi esasî jî ev kuştinên ku kiryarên wan diyar bûn û wiha berdewam kir: “Êrîşên li dijî kedkaran li ser me bandoreke mezin kir. Li hemberî rojnamgeran, karkeran û li hemberê hemû beşên civakî êrîş hebûn. Wê demê ji ber ku hevalên me ji sekna xwe tawîz nedan hatin qetilkirin. Me fikra xwe ya ku çîroka wan hevalan bê nivîsan din bi Egîtîm Sena Amedê re parve kir. Hevalên me jî piştgirî dan me.”
Kiliçoglu da zanîn ku wan  bi malabtên hevalên xwe re axivî ne dîtine ku tenê bûyereke kuştinê nîn e, gelek kuştin û mirin jiyana ji ber vê yekê jî navê pirtûkê kirine ‘Jiyana bi mirinê re.’
HEDEFÊN DEWLETÊ
Kiliçoglu der barê zor û zehmetiyên têkoşîna sendîkayan a di salên 1990’an de jî agahî da û wiha dirêjî da axaftina xwe: “Min di 1991’an de li Egîtîm Sen’a Amedê dest bi xebata rêveberiyê kir. Bi pêşketina têkoşîna tevgera kurd a siyasî sendîkavan, rojnamger û rewşenbîr bûn hedef. Bi taybetî jî piştî ku Vedat Aydin hate qetilkirin kuştinên kiryar nediyar zêde bûn.
Li Amed, Êlih û Farqînê ev kuştin zêde bûn. Me têkoşîna sendîkayê di bin siya mirinê de dimeşand. Mînak dayîka hevalekî me beriya ku em derkevin kolanê ew derdiket û derûdorê mêze dikir piştre em derdiketin. Wê demê ewil hevalê me Aymet Bayhan hate qetilkirin.
Piştre agahiyên qatilkirina havalên me êdî dihat dibistanan an jî sendîkayê. Polîsan li ber morgan bi gotina ‘ermeniyek din jî çû’ heqeret li me dikirin. Herî zêde jî kuştina Zubeyîr Akkoç û Ramazan Bîlge bandor li min kir. Dema ku mirov diçe morgê psîkolojiyeke pir xirab dijî. Êş, tirs, hêrs, xemgînî van hestan hemûyan mirov bi hevre dijî. Me jî êşên hevalên xwe dixist dilê xwe.”

DEMÊN ZOR Û ZEHMET
Mamoste Haydar Kiliçoglu, destnîşan kir ku li cihekî ku hevalên wan lê hatibe qetilkirin dayina perwerdehiyê pir zahmet e û wiha got: “Ev derûnî bandorê li ser min û dersên min dike.
Dîsa bandorê li ser têkiliyên min û zarokan jî çêdike. Em li vir rastî şîdeta gelek dijwar hatin. Dema ku min li polê ders dida û telefon dihat ez tengav dibûm. Dilê min diricifî. Ji ber ku her min telefon vedikir, dengekî digot ‘hevalekî me hatiye girtin û hatiye birîndarkirin’ Hêj jî dengê telefonan wan rojan tîne hişê min. Dîsa her ku li derî tê dayîn ez dibêjim dê agahiyek xerab ji min re bê.” Kiliçoglu, destnîşan kir ku dema wan bi malbatan re hevdîtin pêk anîn gelek zahmetî kişand û ji ber ku dîsa ew êş bi bîra malbatan xist ji malbatan lêborîn xwest. Kiliçoglu, da zanîn ku ji roja malbatan ev egîtên xwe winda kirine heta îro êşê dikşînin AMED-DÎHA


Festival protestoyla açıldı

02 Nisan 2011 Cumartesi 09:42

Festival protestoyla açıldı

İstanbul Film Festivali’nin açılışına kapatılan Emek Sinaması damga vurdu. Salonda sinema lehine tezahüratlar yapılırken, Zeki Alasya’nın konuşması da dikkat çekiciydi.

İstanbul Kültür Sanat Vakfı tarafından düzenlenen, sinemaseverlerin heyecanla beklediği 30. İstanbul Film Festivali’nin açılış töreni Lütfi Kırdar Kongre ve Sergi Sarayı’nda yapıldı.

17 Nisan’a dek sürecek olan festivalin açılış töreni, sinema ve sanat dünyasının önemli isimlerini bir araya getirdi.

Geceye, kapatılan Emek Sineması için yapılan protesto ve Zeki Alasya’nın sözleri damgasını vurdu.

Mehmet Ali Alabora’nın sunuculuğunu üstlendiği açılış töreni çarpıcı anlara sahne oldu.

Geçmişten günümüze festivalle ilgili belgesel niteliğindeki görüntülerin dev ekranlarda gösterilmesiyle başlayan gecede Hale Soygazi, Atilla Dorsay, Semih Kaplanoğlu, Serra Yılmaz, Reha Erdem gibi isimler tek tek sahneye gelerek festivalle ilgili anılarını anlattı.

EMEK SİNEMASI İÇİN TEZAHÜRAT

Törenin ilk dakikalarında salondan yükselen ‘Emek Sineması’ lehine tezahüratlar büyük alkış aldı. Ayrıca gecede Emek Sineması için özel bir bölüm de hazırlanmıştı. Gecenin en hüzünlü dakikaları, Emek Sineması emektarı Hikmet Dikmen’in sahneye gelerek yaptığı konuşma oldu: “Emek Sineması’nı seviyorum, sizleri çok ama çok seviyorum…”

ZEKİ ALASYA’NIN KONUŞMASI

Emek Sineması’yla ilgili söyleyecek sözü olan bir diğer isim de festivalden bu yıl ‘Sinema Onur Ödülü’ alan Zeki Alasya’ydı. Alasya’nın sözleri geceye damgasını vurdu:

“Bizim çalıştığımız bir yer vardı, orayı kapattılar, sonra tekrar açtıklarında orada namaz kılınmaya başlandı. Emek Sineması’nı çok seviyoruz ve tekrar açılmasını istiyoruz ama açılınca orada da namaz kıldıracaklarsa açılmasın.”

‘Ölülerimiz konuşuyor’ oyunu sahnelendi

04 Nisan 2011 Pazartesi 12:50

‘Ölülerimiz konuşuyor’ oyunu sahnelendi

Merhaba Sanat Tiyatrosu’nun “Karanlığın içinde aydınlık yüzler-ölülerimiz konuşuyor” adlı tiyatro oyunu Mardin’in Nusaybin İlçesi’nde sahnelendi.

MARDİN – Merhaba Sanat Tiyatrosu’nun “Karanlığın içinde aydınlık yüzler-ölülerimiz konuşuyor” adlı tiyatro oyunu Nusaybin Mittani Kültür Merkezi’nde sahnelendi. Nusaybin Eğitim Sen Temsilciliği’nin organize ettiği tiyatro oyunu çok sayıda tiyatrosever tarafından izlendi. Adil Okay’ın yazdığı, Ramazan Velieceoğlu’nun yönettiği oyun, “daha güzel, yaşanılabilir, başka bir dünya mümkün” diye yola çıkanların nasıl yok edilip, susturulmak istendiğini anlatıyor. Oyun aynı zamanda 1915’den günümüze kadar çeşitli komplo ve faili meçhul cinayetlere kurban giden aydın, yazar ve gazetecileri de konuşturuyor.

‘Gözyaşının akmadığı bir dünya için oynandı’

Tiyaro oyunun yönetmeni Velieceoğlu, geçmişte yaşanan acı olaylara bir gönderme yaparak çağdaş ve demokratik bir yaşamın önemine dikkat çekmek istediklerini söyledi. Mersin’de 20 yıldır politik oyunları izleyiciye ulaştırmayı hedeflediklerini belirten Velieceoğlu, “Aynı zamanda bu oyun çocukların panzerler altında kalmadığı, gaz bombaların atılmadığı ve çocukların gözyaşının akmadığı bir dünya için oynandı” dedi. DİHA